MÜRSELAT SURESİ (Resmi Mushaf : 77 / İniş Sırası : 33)

MÜRSELAT SURESİ (Resmi Mushaf : 77 / İniş Sırası : 33) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Andolsun o ardarda gönderilenlere / meleklere / rüzgarlara / vahyin bölümlerine / kalplere inen doğuşlara,

2. Esip de büküp devirenlere,

3. Dağıtıp yayanlara / diriltip harekete getirenlere,

4. Gerektiği şekilde ayıranlara,

5. Öğüt ulaştıranlara / Kur’an’ı ulaştıranlara,

6. Özür yahut uyarı için.

7. Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.

8. Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,

9. Gök yarıldığında,

10. Dağlar un-ufak edilip savurulduğunda,

11. Resuller vakte bağlandığında.

12. Hangi gün için vakte bağlandılar?

13. Ayrım ve hüküm günü için.

14. Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?

15. Yalanlayanların vay haline o gün!

16. Öncekileri helak etmedik mi?

17. Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.

18. Biz suçlulara işte böyle yaparız.

19. Yalanlayanların o gün vay haline.

20. Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

21. Onu dayanıklı karargahta tuttuk.

22. Bilinen bir ölçüye / süreye kadar.

23. Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

24. Vay başına o gün, yalanlayanların!

25. Yeri bir toplanma zemini yapmadık mı?

26. Diriler bakımından da ölüler bakımından da.

27. Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.

28. Vay haline o gün, yalanlayanların!

29. Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin.

30. Haydi üç çatallı gölgeye gidin.

31. Ne gölgelendirir ne alevden korur.

32. Gerçekten o, köşk gibi kıvılcımlar saçar.

33. O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat / bir deve kervanı / bakırdan bir ip gibidir.

34. Vay haline o gün, yalanlayanların!

35. Konuşamayacakları gündür bu.

36. İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.

37. Vay haline o gün, yalanlayanların!

38. Ayırma günüdür bu. Sizinle öncekileri bir yere topladık.

39. Eğer bir hileniz / bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!

40. Vay haline o gün, yalanlayanların!

41. Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.

42. Canlarının çektiği meyvalarla yanyanadırlar.

43. “Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyin için.”

44. İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!

45. Vay haline o gün, yalanlayanların.

46. Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.

47. Vay haline o gün, yalanlayanların!

48. Onlara, “rüku’ edin” dendiğinde rüku’ etmezler.

49. Vay haline o gün, yalanlayanların.

50. Artık bundan sonra hangi hadise / söze iman edecekler?