MUHAMMED SURESİ (Resmi Mushaf : 47 / İniş Sırası : 99)

MUHAMMED SURESİ (Resmi Mushaf : 47 / İniş Sırası : 99) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Küfre saplanıp Allah’ın yolundan alıkoyanların yapıp ettiklerini O, boşa çıkarmıştır.

2. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ve Muhammed’e indirilene –ki o onların Rablerinden bir haktır- inanmış olanlara gelince, Allah onların çirkin davranışlarını örtmüş ve gönüllerini iyilik ve barışa yöneltmiştir.

3. Bu böyledir; çünkü küfre batanlar boş ve tutarsıza uymuşlardır. İman edenler ise Rablerinden gelen hakka uymuşlardır. İşte Allah, insanlara kendi durumlarını bu şekilde örnekleyerek anlatır.

4. Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla gözardı edilmeyecektir.

5. Onları doğruya ve güzele kılavuzlayacak ve kalplerini barışa yöneltecektir.

6. Ve onları, kendilerine tanımlamış olduğu o cennete koyacaktır.

7. Ey iman sahipleri! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

8. Küfre sapanlara gelince, kayıp ve yıkım onlara! Yapıp ettiklerini boşa çıkardı onların.

9. Bu böyledir; çünkü onlar Allah’ın indirdiğini tiksindirici bulmuşlardır. Allah da onların tüm amellerini boşa çıkarmıştır.

10. Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmıyorlar mı? Allah onları yerle bir etmiştir. Şu inkar edenlere de onlara yapılanın aynısı yapılacaktır.

11. Bu böyledir; çünkü Allah, iman edenlerin Mevla’sıdır. Küfre sapanların ise Mevla’sı yoktur.

12. Şu bir gerçek ki Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Küfre sapanlarsa zevk edip eğlenmeye bakarlar; davarların yediği gibi yer içerler. Varacakları yer ateştir onların.

13. Seni yerinden çıkaran o kentinden çok daha kuvvetli nice kentler vardı ki, biz hepsini helak ettik; hiçbir yardımcıları olmadı.

14. Rabbinden açık bir kanıt üzere olan, amelinin çirkiniği kendisine süslü gösterilip de boş arzularına uyanlara benzer mi?

15. Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvanın yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?

16. İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: “Az önce ne söyledi?” İşte bunlar, Allah’ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.

17. Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkanlarını kendilerine vermiştir.

18. Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar?!

19. Allah’tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil. Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir.

20. İman edenler derler ki: “Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?” Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.

21. İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah’a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.

22. Demek iş başına gelecek olsanız / savaştan geri kalacak olsanız, ülkede fesat çıkarıp rahimleri parçalayacaksınız.

23. İşte bunlardır, Allah’ın kendilerine lanet edip kulaklarını sağır, gözlerini de kör ettiği kimseler…

24. Peki bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

25. Hidayet kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan fit vermiş, sonu gelmez arzuların / ümitlerin ardına takmıştır onları.

26. Bu şundandır: Bunlar, Allah’ın indirdiğinden tiksinenlere, “bazı işlerde size itaat edeceğiz” demişlerdi. Fakat Allah onların gizlediklerini biliyor.

27. Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alacakları zaman, bakalım nasıl olacak?!

28. Olacak olan budur. Çünkü onlar, Allah’ı öfkelendiren şeylerin peşine düştüler, O’nun hoşnutluğundan tiksindiler, sonunda Allah bütün amellerini boşa çıkardı.

29. Yoksa o kalplerinde maraz olanlar, Allah kendilerinin kinlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

30. Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.

31. Andolsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.

32. Nankörlüğe sapıp Allah yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine tam bir şekilde belli olduktan sonra resule kafa tutanlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.

33. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; resule de itaat edin. Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.

34. İnkar edip Allah yolundan döndüren, sonra da küfre saplanmış olarak ölenler yok mu, Allah onları asla affetmeyecektir.

35. Gevşemeyin, üstün durumda olduğunuz halde antlaşmaya davet etmeyin. Allah sizinledir; amellerinizi asla yitirmeyecektir.

36. Şu iğreti dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder korunursanız, Allah ödüllerinizi verecek ve sizden mallarınızı istemeyecektir.

37. Eğer onları isteyip bunun için sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, böylece Allah kinlerinizi ortaya çıkarırdı.

38. İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysa ki cimrilik eden kendi aleyhine cimrileşmiş olur. Allah Gani’dir; yoksul olan sizlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar.