HUCURAT SURESİ (Resmi Mushaf : 49 / İniş Sırası : 105)

HUCURAT SURESİ (Resmi Mushaf : 49 / İniş Sırası : 105) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Ey iman edenler! Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.

2. Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.

3. Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah’ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır.

4. Hücrelerin arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmamaktadır.

5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya dek sabretmiş olsalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Allah Gafur’dur, Rahim’dir.

6. Ey iman sahipleri! Özü-sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin / delil arayın. Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.

7. Bilin ki, Allah’ın resulü içinizdedir. Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz. Ama Allah, imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir. Ve size küfrü, öz-söz bozukluğunu, isyanı çirkin göstermiştir. Rüşte ermiş olanlar işte bunlardır;

8. Allah’tan bir lütuf ve nimet olarak. Alim’dir Allah, Hakim’dir.

9. Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun. Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin. Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever.

10. Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin.

11. Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın / kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbirinize kötü lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra fasıklıkla aldanmak ne kötü şeydir. Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

12. Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın. Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin. Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.

13. Ey İnsanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, kötülüklerden en çok korunanızdır. Allah herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.

14. Bedeviler: “İman ettik.” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz. Ancak ‘Müslüman’ olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah’a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafur’dur, Rahim’dir.”

15. Müminler ancak şu kimselerdir ki, Allah’a ve resulüne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü-sözü birbirine uyanlar.

16. De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa ki Allah, gökte ne var, yerde ne var hepsini bilir. Allah herşeyi çok iyi bilmektedir.”

17. İslam’a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: “İslamınızı benim başıma kakmayın. Aksine, eğer özü-sözü doğru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladığı için Allah hepinizi minnet borcu altına sokar.”

18. Şu bir gerçek ki, Allah göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı iyice görmektedir.