HİCR SURESİ (Resmi Mushaf : 15 / İniş Sırası : 54)

HİCR SURESİ (Resmi Mushaf : 15 / İniş Sırası : 54) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Elif, Lam, Ra. İşte sana o Kitap’ın ve açık anlatımlı Kur’an’ın ayetleri.

2. O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.

3. Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.

4. Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmadan ortadan kaldırmadık.

5. Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.

6. Şöyle haykırdılar: “Hey! Kendisine o vahiy indirilen. Sen gerçekten tam bir delisin.”

7. “Hadi, getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen.”

8. Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzre, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkarcılara göz açtırılmaz.

9. Hiç kuşkusuz, o Zikir’i / Kur’an’ı biz indirdik, biz. Ve herhalde onun koruyucusu da biziz.

10. Andolsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz…

11. Onlara bir tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.

12. Biz o Zikir’e, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.

13. Ona inanmazlar. Oysa ki, öncekilerin davranış ve akıbetleri gözlerinin önünden geçmiştir.

14. Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı,

15. Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz.”

16. Andolsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu, seyredenler için süsledik.

17. Ve onu, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.

18. Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.

19. Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü / ahenkli herşeyden bitirdik.

20. Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.

21. Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde indiririz.

22. Rüzgarları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.

23. Biziz, elbette biziz o hayat vermekte olan, o öldürmekte olan. Ve biziz sonunda mirasçı kalan.

24. Andolsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; andolsun, geriye kalanları da bilmişizdir.

25. Hiç kuşkusuz, Rabbindir, evet O’dur onları haşredecek olan. Hakim’dir O, Alim’dir.

26. Andolsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.

27. Cini / İblis’i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.

28. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, “ben, kupkuru bir çamurdan, değişken-cıvık balçıktan bir insan yaratacağım” demişti.

29. “Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.”

30. Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

31. İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.

32. Allah dedi: “Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?”

33. Dedi: “Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım.”

34. Buyurdu: “Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun.”

35. “Din gününe kadar üzerinde lanet var.”

36. Dedi: “Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana süre ver.”

37. Buyurdu: “Hadi, süre verilenlerdensin.”

38. “Bilinen vaktin gününe kadar…”

39. Dedi: “Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım.”

40. “İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.”

41. Buyurdu: “İşte bana varan dosdoğru yol budur.”

42. “Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç / kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna.”

43. Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.

44. Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır.

45. Allah’tan korkup korunanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.

46. “Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya.”

47. Göğüslerindeki kini çekip almışızdır. Köşkler / divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.

48. Orada kendilerine zahmet / yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.

49. Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafur ve Rahim.

50. Ama acıklı azabın ta kendisidir azabım benim.

51. Onlara İbrahim’in misafirlerinden bahset.

52. Hani onun yanına girmişlerdi de “selam” demişlerdi. O da “biz sizden korkuyoruz” diye konuşmuştu.

53. “Korkma! Biz sana bilgin bir oğlan müjdeliyoruz.” dediler.

54. Dedi: “İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?”

55. Dediler: “Hakk’a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.”

56. Dedi: “Sapıtmışlardan başka kim ümit keser Rabbinin rahmetinden!”

57. “Amacınız nedir ey elçiler?” diye sordu.

58. Dediler: “Biz, günahkar bir topluluğa gönderildik.”

59. “Yalnız Lut’un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız.”

60. “Lut’un karısı hariç. O, günahkarlarla geride kalacaktır. Öyle takdir ettik.”

61. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde,

62. Lut: “Siz tanınmayan kimselersiniz.” dedi.

63. Dediler: “Gerçek şu ki biz, günahkarların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik.”

64. “Sana gerçeği getirdik. Biz, özü-sözü doğru olanlarız.”

65. “Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin.”

66. Ona şu emri, bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.

67. Şehir halkı, elçileri duymanın sevinci içinde geldi.

68. Lut dedi: “Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın.”

69. “Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin.”

70. Dediler: “Seni elalemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?”

71. Lut dedi: “Eğer birşey yapacaksanız, işte kızlarım.”

72. Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.

73. Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.

74. O kentin üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

75. Hiç kuşkusuz bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.

76. O kentin haberleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.

77. İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.

78. Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.

79. Onlardan da intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.

80. Andolsun, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı.

81. Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

82. Dağlardan güvenli güvenli evler yontuyorlardı.

83. Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.

84. Kazanıp durdukları şeylerin kendilerine hiçbir yararı olmadı.

85. Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık, başka değil! O saat elbette gelecektir. Şimdi sen ellerini tut, güzel davran.

86. Kuşkusuz, senin Rabbin, evet O, Hallak’tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.

87. Andolsun ki biz sana ikişerlerden / ikililerden / iç içe kıvrımlar halindeki çift manalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur’an’ı verdik.

88. Sakın, onlardan bazı çiftlere sunduğumuz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!

89. Ve de ki: “Ben, evet ben, açıkça uyaran bir haberciyim.”

90. Aynı şekilde, o bölücülere / yemin edip duranlara da indirmiştik.

91. Onlar ki Kur’an’ı parça parça / bölük bölük yaptılar.

92. Rabbine yemin olsun ki, biz onları toplu halde sorgu suale çekeceğiz / hepsinden mutlaka hesap soracağız;

93. Yapıp ettiklerinden…

94. Emrolunduğum şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.

95. Alay edip eğlenenlere karşı biz sana yeteriz.

96. Allah ile beraber başka tanrılar benimzeyenler yakında bilecekler.

97. Andolsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.

98. Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol.

99. Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et.