HAŞR SURESİ (Resmi Mushaf : 59 / İniş Sırası : 95)

HAŞR SURESİ (Resmi Mushaf : 59 / İniş Sırası : 95) Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı tespih etmektedir. Aziz’dir O, Hakim’dir.

2. Ehlikitap’tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!

3. Eğer Allah onlar üzerine sürgünü yazmamış olsaydı, onlara mutlaka dünyada azap ederdi. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.

4. Çünkü onlar, Allah’a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah’a kafa tutarsa, bilsin ki Allah’ın azabı çok çetindir.

5. Bir hurma ağacını kestiniz, yahut onu kökleri üzerine dikili bıraktınızsa, bu Allah’ın izniyledir; yoldan çıkmışları rezil etmesi içindir.

6. Allah’ın onlardan resulüne aktardığı ganimetlere gelince, siz onun için ne at bindiniz ne deve sürdünüz; ama Allah, resullerini dilediği kimselerin üzerine salar. Allah herşeyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir.

7. Allah’ın, kentler halkından resulüne zahmetsizce aktardığı mal ve nimetler şunlar içindir: Allah, Peygamber, Peygamber’in akrabası, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar. Bu böyle düzenlenmiştir ki, o mal ve nimetler sizden yalnız zengin olanlar arasında dönüp duran bir kudret aracı olmasın. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah’tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.

8. Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah’tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah’a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü-sözü doğru olanlar.

9. Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden / doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

10. Onlardan sonra gelenler de şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”

11. Görmedin mi o ikiyüzlülüğe sapanları ki, Ehlikitap’tan inkara giden kardeşlerine şöyle diyorlar: “Eğer toprağınızdan çıkarılırsanız, yemin olsun sizinle birlikte biz de çıkacağız. Sizinle ilgili olarak hiç bir zaman kimseye boyun eğmeyeceğiz. Eğer sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım edeceğiz.” Allah tanıktır ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.

12. Eğer çıkarılsalar onlarla beraber çıkmazlar; eğer savaşa maruz bırakılsalar onlara yardım etmezler; yardım etmeye kalksalar da mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar. Sonunda kendilerine de yardım edilmez.

13. Onların gönüllerinde, korku bakımından siz, Allah’tan daha zorlusunuz. Bu böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

14. Onlar sizinle toplu halde değil ancak müstahkem kaleler içinde yahut duvarlar arasından savaşabilirler. Onların kendi aralarındaki problemleri / çıkmazları çetindir / ciddidir. Sen onları birlik / beraberlik halinde sanıyorsun, oysa ki onların kalpleri darmadağınık / parça parçadır. Böyledir; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.

15. Kendilerinden biraz önce günahlarının vebalini tadanlara benziyorlar. Acı bir azap var onlara…

16. Durumları, şeytanın durumuna benziyor. Hani, şeytan insana, “küfret / inkar et” der, insan küfür ve inkara sapınca da şöyle konuşur: “Vallahi ben senden uzağım; ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım!”

17. Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde sürekli kalacakları ateşe girmek oldu. Zalimlerin cezası işte budur.

18. Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Ve her benlik, yarın için önden ne gönderdiğine bir baksın. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

19. O kimseler gibi olmayın ki, Allah’ı unuttular da Allah da onlara öz benliklerini unutturdu. Yoldan çıkmışların ta kendileridir onlar.

20. Ateşin dostlarıyla cennetin dostları bir olmaz. Cennetin dostları, kurtuluşu / zaferi elde edenlerin ta kendileridir.

21. Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik, her halde sen onu huşu ile boynunu bükmüş, çatlayıp yarılmış görürdün. Biz bu örnekleri insanlara hep veriyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler.

22. Öyle Allah ki O, tanrı yok O’ndan başka. Gaybı da, görünen alemi de bilen O. Rahman O, Rahim O.

23. Öyle Allah ki O, ilah yok O’ndan gayrı. Melik, Kuddus, Selam, Mümin, Müheymin, Aziz, Cebbar, Mütekebbir. Allah, onların ortak koşmalarından yücedir, arınmıştır.

24. Allah’tır O. Haalik, Bari’, Musavvir’dir O. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa O’nu tespih eder. Aziz’dir O, Hakim’dir.